Kitaptaki Soru Metni ve Verilenler
2. Tema 2.5. ÜÇ ÜST ÂLEM SİSTEMİNDE YER ALAN CANLILAR VE GENEL ÖZELLİKLERİ Konuya Başlarken İbni Sina İslam dünyasının yetiştirdiği önemli bilim insanlarından biridir (Görsel 2.28). Tıp, felsefe, matematik, astronomi, kimya, coğrafya gibi birçok alanda önemli çalışmalar yapmıştır. “Kitabü'ş- Şifa” (Şifâ’ü’l-Kulûb) adlı eserinde İbni Sina bu sınıflandırmayı yaparken bitki ve hayvanların sınıflandırılmasıyla ilgili kapsamlı bilgiler sunmuştur. Hayvanların ve bitkilerin morfolojik özelliklerini, anatomilerini, davranış biçimlerini, yaşam alanlarını temel almıştır. Başlangıçta canlılar genel olarak morfolojik ve ekolojik özelliklerine göre gruplandırılmıştır. Bu nedenle canlılar o dönemde bitkiler ve hayvanlar olmak üzere iki büyük grup hâlinde belirlenmiş ancak gelişmeler ışığında ortaya konan yeni buluşlar ve mikroskobik canlıların keşfiyle sınıflandırmada yeni yaklaşımların gerekliliği ortaya çıkmıştır. • Canlıları bitkiler ve hayvanlar olarak sınıflandırmanın neden yetersiz kaldığı hakkındaki düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız. • Canlıları sahip oldukları hangi özellikler bakımından sınıflandırırdınız? Bu özellikler hakkındaki varsayımlarınızı arkadaşlarınızla tartışınız. Bilinen tüm canlıların ve soyu tükenmiş organizmaların tanımlanıp adlandırılması, sistematik bilimin temel basamaklarından biridir. Ancak canlıları yalnızca adlandır mak yeterli değildir. Asıl amaç, bakterilerden dinozorlara kadar tüm canlıları ben zerlik ve farklılıklarına göre doğal ilişkilerini yansıtacak biçimde gruplandırmaktır. Bu nedenle sınıflandırmada yalnızca dış görünüş değil, hücresel ve moleküler özel likler de dikkate alınır. Zamanla gelişen gözlem ve inceleme yöntemleri, Linnaeus’un bitki ve hayvanlara dayalı sınıflandırma sisteminde önemli değişikliklere yol açmıştır. Biyolojik çeşitli likle ilgili bilgiler arttıkça, canlıların yalnızca iki âlem altında sınıflandırılması yeter siz kalmıştır. Bu nedenle günümüzde canlılar, hücresel yapı ve moleküler özellik lerine göre bakteriler, arkeler ve ökaryotlar olmak üzere üç üst âlemde (domain) sınıflandırılmaktadır. Bu sistem, canlılar arasındaki genetik ve yapısal farklılıkların daha doğru ve kapsamlı biçimde ortaya konmasını sağlamaktadır. Genomik analizler, bakteriler ve arkelerden oluşan iki prokaryotik grubun hem bir birlerinden hem de ökaryotlardan belirgin biçimde farklı olduğunu göstermiştir. Bu bulgular, daha önce bakterilerle birlikte değerlendirilen arkelerin ayrı bir grup olarak ele alınması gerektiğini ortaya koymuştur. Böylece mikroorganizmaların çeşitliliği ve doğadaki önemi daha iyi anlaşılmıştır. Sonuç olarak domain sistemi, canlılar arasındaki ilişkileri daha doğru ve kapsayıcı biçimde yansıtan modern bir sınıflandırma yaklaşımıdır. Görsel 2.28 İbni Sina (temsilî)