Kitaptaki Soru Metni ve Verilenler
1. Tema / Tepki Tat tomurcukları kemoreseptör ve destek hücrelerden oluşur. Kemoreseptörler, tat alma sinirleri ile bağlantılıdır. Bu reseptörler yalnızca sıvı içinde çözünmüş tat moleküllerini algılayabilir. Çiğneme sırasında tükürükte çözünen maddeler kemoreseptörleri uyarır ve uyartıyı başlatır. Oluşan uyartılar duyu sinirleriyle önce talamusa ardından da beyin kabuğundaki tat alma merkezine ulaşır. Böylece maddenin tadı algılanır (Şema 1.5.4). Dilin her bölgesi acı, ekşi, tatlı ve tuzlu olmak üzere dört temel tadı algılayabilir. Bunların dışında Japoncada “lezzetli tat” anlamına gelen umami adında yeni bir tat daha bulunur. Bu tat glutamatın (glutamik asit) algılanmasıyla oluşur. Besinin görünüşü, kokusu, soğuk ya da sıcak olması tadın alınmasında etkili- dir. Örneğin kokusu alınamayan besinlerin tadı da tam olarak algılanamaz. Bu durum beyindeki koku merkezinin tat merkezine yakın olmasıyla da ilişkilidir. Koku alma duyusu nezle, grip, soğuk algınlığı gibi nedenlerle etkilenirse tat alma duyusu azalır. Yaşlanmaya bağlı olarak da dildeki tat tomurcuğu sayısı azaldığı için tat duyusu zayıflar. Ayrıca dilde yiyeceklerin sıcaklık farkı, sertlik oranı gibi durumlarını algılayan termoreseptör ve mekanoreseptörler de bulu- nur. Tat alma olayının gerçekleşmesi sırasında tat moleküllerinin ve uyartının izlediği yol Şema 1.5.4’te verilmiştir. Bilgi Kutusu Farenin dili insan dilinden çok daha fazla tat alma reseptörü taşır ve insanın alamadığı tatları alır. Kalsiyum ve karbonatın tadını dahi alabilir. Deri Tüm vücudu saran deri; dokunma, basınç, sıcaklık, ağrı gibi duyuların algı- landığı organdır. Vücudun tüm yüzeyini kapladığı için beyne pek çok bilgi aktarır. Derinin bu özelliği sayesinde yeni doğan bir bebek dış ortamı özellikle dokunarak tanımaya çalışır. Deri canlıyı morötesi ışınlarına, kimyasal madde- lere ve fiziksel etkilere karşı korur. Solunuma, boşaltıma ve vücut sıcaklığının ayarlanmasına yardımcı olur. Mikroorganizmaların vücuda girmesini engelle- yerek vücut savunmasında görev alır. Deri, üst deri (epidermis) ve alt deri (dermis) olmak üzere iki tabakadan oluşur. Üst deri (epidermis), çok katlı epitel hücrelerinden meydana gelmiştir. Üst deride kan damarı yoktur. Epidermisin üst kısmındaki hücreler ölü olup bir protein çeşidi olan keratin içerir. Bu tabaka korun tabakası adını alır. Korun tabakası deriyi mikroorganizmalara ve dış etkenlere karşı korur. Bu tabaka- dan saç, tırnak gibi yapılar meydana gelir. Korun tabakasının altında canlı hücrelerden oluşan Malpighi tabakası bulunur. Bu tabaka, hücreleri bölü- nerek zamanla dökülen korun tabakasını yeniler ve morötesi ışınları süzerek ışınların zararlarını azaltır. Buradaki melanosit hücreleri deriye rengini veren melanin pigmentini sentezler. Alt deri (dermis), temel bağ dokudan yapılmıştır. Temel bağ doku, doku ve organların arasını doldurur, onlara destek sağlar. Vücutta geniş bir yer kaplar. Bulundurduğu kan damarları aracılığıyla derinin beslenmesinde rol oynar. Alt deride kan damarları, sinir uçları, ter ve yağ bezleri, reseptörler, kıl kökleri, düz kaslar, kolajen, elastik ve ağsı lifler bulunur. Yağ bezleri kıl kökleriyle bağlantılı olup derinin yumuşak kalmasını sağlar. Şema 1.5.4 Tat alma olayının gerçekleşme sırası Papilla Kemoreseptör Tat molekülleri Dil Tat tomurcuğu Talamus Beyin kabuğu Bilgi Kutusu Bazı hayvanların do- kunma duyuları oldukça gelişmiştir. Batı Hint denizayısının [Trichechus manatus(trikekus mana- tus)] henüz vücutlarına dokunmamış nesneleri bile anında tespit etmesi bu duruma örnektir.
Ayrıntılı Adım Adım Çözüm
1. Adım (Biyolojik Yapı ve Süreç Analizi): İlgili organ, hücre yapısı veya ekolojik kavramın temel özellikleri gözden geçirilir.
2. Adım (Fizyolojik Mekanizma): Hücresel solunum, fotosentez, sinir iletimi veya ekosistem dengesi ile ilgili neden-sonuç ilişkisi kurulur.
3. Adım (Değerlendirme): MEB kazanımlarına uygun bilimsel terminoloji ile açıklama tamamlanır.