Kitaptaki Soru Metni ve Verilenler
1. Tema / Tepki Enfeksiyonlara karşı diğer bir tepki de ateşin yükselmesidir. Şiddetli doku hasarı veya enfeksiyon durumunda, fagositik hücreler (makrofajlar) sitokin- ler salgılar. Bu kimyasallar kana karışarak beyne gider ve bakteri üremesini engellemek için ateşin yükselmesini, enfeksiyon bölgesine çok daha fazla savunma hücresi gitmesini sağlar. Yüksek ateş (40-43 0C) enzimlerin yapı- sında bozulmaya neden olduğundan ateşin düşürülmesi gerekir. Ancak orta dereceli ateşte (38,5-39 0C) patojenlerin üremesi zorlaşır, fagositoz kolaylaşır ve doku tamiri hızlanır. Doğal bağışıklık kalıtsaldır, türe ve genetik farklılıklara özgüdür. Canlılar, genetik özellikleri sayesinde bazı hastalık etkenlerine karşı doğal bir dirence sahiptir. Bu nedenle bazı patojenler bazı türlerde hastalık yaparken başka bir türü etkilemez. Örneğin sığır vebası ve tavuk kolerasının hastalık etken- leri insanlarda hastalık oluşturmaz. Benzer şekilde Herpes simplex (Herpes simpleks) virüsü tavşanlarda ölüme neden olurken insanlarda sadece ağız çevresinde yaralar oluşturur. Öte yandan insanlar için ağır seyreden kızamık, kabakulak, frengi gibi hastalıklara da bazı hayvanlar dirençlidir. Doğal bağı- şıklık patojene özgü değildir (patojenler arasında ayrım yapmaz) ve hafızası yoktur. Bu nedenle vücut aynı hastalık etkeni ile tekrar karşılaştığında her defasında benzer bir tepki verir. Bazı patojenler adaptasyonları sayesinde (kapsüllü bakterilerin fagositoz edi- lememesi, bazı bakterilerin savunma hücrelerinden kaçıp saklanması gibi) doğal bağışıklığın savunmasından kaçabilir. Bu durumda kazanılmış bağışık- lık tepkisi aktive olur. 11.1.1.b) Kazanılmış Bağışıklık Canlının sonradan edindiği bağışıklığa kazanılmış bağışıklık denir. Kaza- nılmış bağışıklık vücut içi savunma sağlar ve aktif ve pasif olmak üzere iki çeşittir. Aktif bağışıklık, vücuda giren antijenlere karşı B ve T lenfositlerinin oluştur- duğu savunma tepkisidir. Birer akyuvar çeşidi olan bu hücreler, kemik iliğindeki kök hücrelerin farklılaşmasıyla oluşur. B lenfositleri kemik iliğinde, T lenfositleri ise timüste olgunlaşır ve olgunlaştıktan sonra her ikisi de lenf sistemine geçer. Olgunlaşan lenfositler B ve T hücresi olarak isimlendirilir (Görsel 1.11.3). Virüs veya bakteriler ile enfekte olmuş hücreler, kanser hücreleri, nakledilmiş dokular; T hücreleri tarafından salgılanan toksik proteinlerle yok edilir. Ayrıca diğer beyaz kan hücrelerinin aktiviteleri de T hücreleri tarafından düzenlenir. B hücreleri özellikle bakterilerin neden olduğu hastalıklarda etkilidir ve anti- jene özgü antikor üretir. Bu antikorlar kan plazması ve lenf sıvısında bulunur. Her lenfositte tek tip antijene özgü reseptör bulunur. B ve T hücreleri, antijen reseptörleri ile antijenleri farklı şekillerde tanır. B hücresi reseptörü antijenle Görsel 1.11.3: a) B hücresi, b) T hücresi Antijen Sitokin Antijen reseptörü Sitokin Antikor T hücresi B hücresi Bilgi Kutusu Tarihçi Tukidides (Tukidides) Peloponez (Peloponez) Savaşı’nın ikinci yılında (MÖ 430) Atina’daki veba salgı- nında daha önce veba geçirmiş insanların bu hastalığa yakalanmadı- ğını yazmıştır. Tarihçinin kendisi de bu hastalığa yakalanıp kurtulmuştur. Türkler ve Çinliler XV. yüzyılda çiçek hastalığı- nın sebep olduğu yaralar- daki kabukları toz hâline getirmişlerdir. Bu tozu ya burunlarından çekmiş- ler ya da vücutlarında açtıkları yaralara sürerek bağışıklık kazanmışlardır.
Ayrıntılı Adım Adım Çözüm
1. Adım (Biyolojik Yapı ve Süreç Analizi): İlgili organ, hücre yapısı veya ekolojik kavramın temel özellikleri gözden geçirilir.
2. Adım (Fizyolojik Mekanizma): Hücresel solunum, fotosentez, sinir iletimi veya ekosistem dengesi ile ilgili neden-sonuç ilişkisi kurulur.
3. Adım (Değerlendirme): MEB kazanımlarına uygun bilimsel terminoloji ile açıklama tamamlanır.