Kitaptaki Soru Metni ve Verilenler
1. Tema / Tepki Ayrıca gözün hareket etmesini sağlayan kasların tutunma yeridir. Sert tabaka, ön tarafa doğru incelip saydamlaşır ve hafif şişkinleşerek korneayı (saydam tabaka) oluşturur. Göze gelen ışığı kırarak ışığın göz merceğine ulaşmasını sağlayan kornea saydam ve renksizdir. Korneada kan ve lenf damarı yoktur. Damar tabaka, sert tabakanın altında yer alır; kan damarları ve pigmentler bakımından zengindir. Damar tabakanın içerdiği koyu renkli pigmentler göze gelen ışığın çoğunu emerek gözün içindeki yansımaları önler. Bu şekilde görüntünün parlamasını engelleyerek net olmasını sağlar (sinema perdesi etkisi). Damar tabaka gözün ön kısmında kalınlaşarak iris denilen renkli kısmı oluşturur. İris, düz kaslardan oluşur ve göze renk veren pigmentler içerir. İrisin tam orta- sında ışığın göze girdiği açıklığa göz bebeği (pupilla) adı verilir. Göz bebeği, iris kaslarının kasılıp gevşemesiyle fazla ışıkta daralır, az ışıkta genişler. Böy- lece göze giren ışık miktarını ayarlar. Göz bebeğinin arkasında ise görüntüyü retinaya odaklayan saydam protein yapılı ince kenarlı göz merceği bulunur. Gözde saydam tabaka ile iris arasında kalan boşluğa ön oda, iris ile mercek arasında kalan boşluğa da arka oda adı verilir. Bu odalar gözün canlılığını ve şeklini korumasını sağlayan özel bir sıvı ile doludur. Mercek ile retina arasında kalan gözün en büyük boşluğunda göz küresinin iç basıncını ayarlayan camsı sıvı bulunur. Camsı sıvı göz merceğinin ve göz şeklinin sabit kalmasını sağlar ve damar tabakanın ulaşamadığı bölümlerin madde alışverişini karşılar. Ağ tabaka (retina), gözün en içteki tabakasıdır. Işığı algılayan fotoreseptörler ve gözü beyne bağlayan görme sinirleri burada bulunur. Ağ tabakada iki tip fotoreseptör bulunur. Bu reseptörlere şekillerinden dolayı çubuk ve koni reseptörleri (hücreleri) adı verilir (Görsel 1.5.12). Çubuk reseptörleri, ışık şiddetinin az olduğu durumlarda cismin şeklinin algılanmasını ve siyah beyaz görmeyi sağlar. Bu hücrelerde loş ortamdaki ışığı soğuran (absorbe eden) rodopsin pigmenti bulunur. Bu pigmentin sentezi için A vitamini gereklidir. Koni reseptörleri, yeterli ışık bulunduğunda cisimlerin renklerinin net bir şekilde algılanmasını sağlar. Gözde kırmızı, yeşil ve mavi ışığı algılayan üç farklı koni reseptörü bulunur. Ara renklerin algılanması ise bu koni reseptörlerinin bir arada ve farklı düzeylerde uyarılmasıyla gerçekleşir. Işığın korneayı, göz bebeğini, merceği ve retinayı dik olarak kestiği eksene optik eksen denir. Optik eksenin retinayı kestiği çukur bölgeye sarı benek adı verilir. Burası görüntünün ters olarak ilk oluştuğu yerdir. Sarı beneğin merke- zinde koni reseptörleri, kenarlarında çubuk reseptörleri yoğun olarak bulunur. Bilgi Kutusu Rodopsin pigmenti loş ışıkta görmeyi sağlayan pigmentlerden biridir. Rodopsin pigmenti ka- ranlıkta sentezlenir, ışıkta parçalanır. Bu nedenle aydınlık ortamdan karan- lık ortama geçildiği ilk anda görüntü algılana- maz. Görüntü bir süre sonra oluşmaya başlar. Optik sinir lifleri Pigmentli epitel Damar tabaka Nöronlar Koni hücresi Çubuk hücresi Retina Fotoreseptörler Bilgi Kutusu İnsan gözü yaklaşık 380-750 nm (nanometre) dalga boyundaki ışınları görebilir. Bu nedenle morötesi ve kızılötesi ışınları göremez. İnsan gözü saniyede yaklaşık 50 defa yanıp sönen ışığı ayırt edebilirken bazı böceklerin gözleri saniyede 330 defa yanıp sönen ışığı ayırt eder. Bu durum, böceklerin en küçük hareketi bile algılamasını sağlayarak onların hayatta kalma olasılığını artırır. Görsel 1.5.12 Çubuk ve koni hücreleri
Ayrıntılı Adım Adım Çözüm
1. Adım (Biyolojik Yapı ve Süreç Analizi): İlgili organ, hücre yapısı veya ekolojik kavramın temel özellikleri gözden geçirilir.
2. Adım (Fizyolojik Mekanizma): Hücresel solunum, fotosentez, sinir iletimi veya ekosistem dengesi ile ilgili neden-sonuç ilişkisi kurulur.
3. Adım (Değerlendirme): MEB kazanımlarına uygun bilimsel terminoloji ile açıklama tamamlanır.