Kitaptaki Soru Metni ve Verilenler
2. Tema / Homeostazi Glomerulus kılcallarından yüksek basınçla gelen kan içeriğinin bir kısmı pasif taşıma ile Bowman kapsülüne geçer. Tek yönlü gerçekleşen bu madde akışına süzülme denir. Kan basıncı arttığında süzülme hızı da artar, dolayısıyla birim zamanda oluşacak idrar miktarı da artmış olur. Süzülme sırasında kan hücrele- ri ve büyük kan proteinleri Bowman kapsülüne geçemez. Kanın bir kısmı süzülme ile Bowman kapsülüne geçtiğinden vücut için çok önemli maddelerin kaybı da söz konusudur. Bu yüzden nefron kanallarının geri kalan kısımlarından ve idrar toplama kanallarından maddelerin önemli bir kısmının kana geri alınması gerekir. Bu olaya geri emilim denir. Geri emilim sırasında madde akışı nefron kanallarından kan kılcallarına doğru gerçekleşir ve bu olay hem pasif taşıma hem de aktif taşıma şeklinde olur. Geri emilimin büyük bir kısmı proksimal tüpte gerçekleşir. Nefron kanallarında su, glikoz, vi- tamin, aminoasitler, amonyum, bikarbonat, klor, potasyum, sodyum ve üre geri emilir. Sağlıklı bir insanda glikoz ve aminoasitlerin tamamı, suyun %99’u, sod- yumun %99,5’i, ürenin %50’si geri emilerek tekrar kana verilir. Proksimal tüpten sonra gelen Henle kulpunun inen ve çıkan olmak üzere iki kolu bulunur. İki kol arasındaki fizyolojik farklılıklar idrar yoğunluğunun ayar- lanmasına yardımcı olur. Henle kulpunun çıkan kolundan sonra gelen distal tüplerin en önemli işlevi idrardaki iyon yoğunluğunu ayarlamaktır. Distal tüpler- de idrarın iyon yoğunluğu ayarlandıktan sonra süzüntü idrar toplama kanalına geçer. Toplama kanalında geri emilim devam eder. Geri emilim olayında vücudun su dengesi, kan basıncının düzenlenmesi, iyon dengesi gibi homeostatik süreçler hormonlar ile kontrol edilir. İyon dengesi al- dosteron hormonu ile kan basıncı ve su dengesi ADH ve aldosteron ile sağla- nır. ADH, distal tüplerde ve idrar toplama kanalında suyun geri emilimini artıra- rak kan basıncını düzenler. Amonyak, potasyum, bazı ilaçlar, antibiyotikler ve bazı toksik maddeler; proksi- mal tüp ve distal tüpü saran kılcal damarlardan nefron kanallarına aktif taşıma ile atılır. Bu olaya salgılama denir. Salgılama olayı da idrarın iyon yoğunluğu- nun düzenlenmesini sağlar. Örneğin kandaki potasyum miktarı yüksek olan bir kişide aldosteron hormonu etkisiyle potasyumun geri emilimi azalır ve potasyu- mun fazlası idrarla atılır. Boşaltım sistemi; vücudun kimyasal bileşimini, sıvı seviyelerini ve atık madde- leri sürekli olarak kontrol ederek iç dengeyi dinamik bir şekilde korur. Boşaltım sistemi bu dengeyi sağlamak için birçok mekanizmayı kullanır. Boşaltım siste- minin homeostazi üzerine başlıca etkileri şunlardır: Su ve Elektrolit Dengesi: Boşaltım sisteminin en temel görevlerinden biri, vücudun su ve elektrolit dengesini düzenlemektir. Böbrekler, vücudun su ih- tiyacına göre idrar miktarını ayarlayarak su dengesini korur. Vücutta fazla su bulunması durumunda daha fazla idrar üretilir, su eksikliği varsa idrar miktarı azaltılır ve su geri emilimi artırılır. Bu süreçte ADH önemli bir rol oynar. Aynı zamanda sodyum (Na+), potasyum (K+), kalsiyum (Ca2+), klor (Cl-), bikar- bonat (HCO3 -) gibi elektrolitlerin kandaki yoğunlukları da böbrekler tarafından düzenlenir veya sıkı bir şekilde kontrol edilir. Fazla elektrolitler idrarla atılırken eksik olanlar geri emilir. Elektrolit dengesi; sinir iletimi, kas kasılması ve diğer hücresel fonksiyonlar için hayati öneme sahiptir. Asit-Baz Dengesi: Kanın pH değeri, diğer bir ifade ile asit-baz dengesi, en- zimlerin ve proteinlerin düzgün çalışması için dar bir aralıkta (ortalama 7,35- 7,45) tutulmalıdır. Boşaltım sistemi (özellikle böbrekler), bu asit-baz dengesinin Bilgi Kutusu Soğuk havalarda kan damarlarının büzülme- sine bağlı olarak artan kan basıncı nedeniyle sık idrara çıkma durumu görülebilir. Bilgi Kutusu Kurak bölgelerde yaşayan memelilerde Henle kulpu uzun olduğundan suyun geri emilimi artar ve konsantre idrar oluşur. Buna karşılık suyun bol olduğu ortamlarda yaşayan memelilerde Henle kulpu kısa olduğundan suyun geri emilimi daha azdır ve seyrek idrar oluşur.